13 Aralık 2015 Pazar

Zihinsel muhasebe

ecnebilerin "mental accounting" adını verdikleri, bizim "zihinsel muhasebe" diyebileceğimiz ilginç mi ilginç, tuhaf mı tuhaf bir kavram bu. insan mantığının akıldan, mantıktan, rasyonellikten ne kadar uzak olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. (saadettin teksoy ağzını mazur görünüz, kendimi kaybettim bir an.)

şöyle bir şey "zihinsel muhasebe": insanoğlu nesnelere, eşyalara değer biçerken, kafasında bir şeyin kıymetini belirlerken (daha doğrusu tahmin ederken) veya ekonomik bir karar vermek amacıyla birkaç şeyin bedelini karşılaştırırken (misal: sinemaya gitmek ile kaçak vcd almak arasında kararsız kalmış bir genç düşünün - seçeneklerden birinin suç olduğunu gözardı edin), mevzubahis nesneleri sık sık mantıksız temellere dayanan, garip şekillerde kategorize ediyorlar; ve insanların davranışları üzerinde sadece ellerindeki bilgiler değil, o bilgilerin bu irrasyonel kategorizasyonları da hayli etkili oluyor. bu mantıksızlığın en basit örneği, ikisinin de ekonomik değeri tıpatıp aynı olmasına, aynı mal ve servisleri almak için kullanılabilecekleri, aynı gayelere hizmet edebilecekleri halde, kişinin piyangodan kazandığı 100 milyon tl.'ye, çalışarak kazandığı 100 milyon tl.'den çok daha farklı yaklaşması; bu meblağları zihninde farklı kasalara koyması ve "haydan gelen huya gider" mantığı ile ilkini har vurup harman savurmaya çok daha yatkın olmasıdır. o zamanlar zihinsel muhasebeden falan haberdar olmadığım için, 1996 yılında piyangodan kazandığım 1 milyon dolarla kendime 100,000 adet disneyland bileti almıştım, hala ona yanarım.

diğer bir deyişle, insanoğlunun karar mekanizmasında, istek/arzu/ihtiyaçlarının ne oldukları ve seçtikleri davranışların bu istek/arzu/ihtiyaçlarının gerçekleştirilmesine olası etkileri hakkında ellerinde bulunan bilgi kadar, bu bildiklerinin beyinde ne şekilde sıralandığının, seçeneklerin gri hücrelerde ne şekilde kategorize edildiğinin, hangi sırayla değerlendirildiğinin de önemi var; ki bu da dehşet derecede anlamsız, mantıksız ve tuhaf bir durum.


her ne kadar zihinsel muhasebe kavramının mucidi değilseler de (o şeref university of chicagolu ekonomist richard thaler'a ait), bu alandaki en ilginç, en şaşırtıcı deneyleri daniel kahneman ve amos tversky yapmışlar. mesela bu çalışmalardan bir tanesinde, deneklere bir broadway oyununa gitmek üzere yolda olduklarını hayal etmeleri söyleniyor (bunu hayal etmekte zorlanan denekler, "düşük iq" sebebiyle deneyden çıkarılıyorlar.) deneklerin bir kısmına, biletlerini önceden aldıkları, tiyatroya ulaştıklarında ise ş40'lık biletlerini kaybettiklerini ya da çaldırdıklarını fark ettikleri söyleniyor, ve yeni bilet almak isteyip istemeyecekleri soruluyor. bu durumda çoğunluk yeni bilet için 40 dolar daha harcamak istemiyor, deneklerin büyük kısmı oyunu seyretmeden eve dönmeyi tercih ediyorlar. ikinci bir gruba ise, biletsiz yola çıktıkları, bilet almak için tiyatronun gişesine geldiklerinde ise cüzdanlarından 40 doların kaybolmuş ya da çalınmış olduğunu fark ettikleri söyleniyor (yani ilk gruptaki denekler gibi, onlar da kırkar dolar daha fakir durumdalar) ve bu durumda yine de bilet almak isteyip istemeyecekleri soruluyor. bu senaryoda ise çoğunluk yeni bilet alıp oyunu seyretmeyi tercih ediyorlar. iki gruptaki denekler de kırkar dolar kaybettikleri halde, ilk gruptakiler bilet çaldırmayı kafalarında tiyatroyu seyretmekle bağdaştırıyorlar, ve de ikinci defa bilet satın almaya yanaşmıyorlar; ikinci gruptakiler ise nakit paranın çalınmasını tiyatro oyunu ve bilet almaktan bağımsız bir olay olarak kategorize ediyorlar, ve de genelde bir 40 dolar daha harcayıp oyunu seyretmekte beis görmüyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder