bu saint patrick adıyla anılan şahıs hakkında o
kadar çok şey söylenmiş, öyle çok dedikodu uydurulmuştur ki, doğruyu yanlıştan
ayırmak çok zor, neredeyse imkansızdır. bunun bir sebebi zamane tarihçilerinin
2. sınıf romalı din adamlarının hayat hikayelerinden ziyade roma
imparatorluğu'nun yıkılışı ile meşgul olmuş olmalarıdır. haksız da değiller bir
yerde, koca imparatorluk yıkılırken kim takar yalova kaymakamını? (evet, aziz
patrick part-time olarak yalova kaymakamlığı da yapmıştı.)
yani, elimizde olmayan sebeplerden ötürü, bu tarihi
kişiliğin soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, veya ölüm tarihi maalesef
bilinmemektedir. kendisi hakkındaki en kapsamlı ve en güvenilir bilgileri
"itiraf" ("confession") adını taşıyan otobiyografisinde
bulabiliriz, ammavelakin bu kitap da aziz patrick'in irlanda'da bir hristiyan
misyoner olarak görevli olduğu sıradaki icraatlarını kilisedeki patronlarına
karşi savunmasından ibarettir, gizemli patrick bey kendi hayatının detaylarına
dokunmadan kitabı bitiriverir. ("beni bilen bilir arkadaş" diye
düşünmüş olsa gerek) şaka bir yana, patrick kendi hayatı hakkında ya
ilgisizlikten pek birşey söylememiş, ya da bilinçli olarak muğlak kalmıştır.
mesela kitabında "bannavem taberniae" diye bir yerde doğduğunu
söyler, ama yüzyıllardır kimse oranın neresi olduğunu çözememiştir. (ben
"herhalde cia ajanıydı, o yüzden böyle üstü kapalı konuşuyordu" diye
düşünüyorum, komplo teorilerine oldum olası ilgi duymuşumdur.)
saint patrick hakkında benim bildiklerim ve de
sizlerle paylaşabileceklerim ise şunlardan ibarettir: bu adamın doğduğu yer
günümüzde ya ingiltere ya da iskoçya toprakları dahilinde kalmaktadır, yani
kendisi bir kelttir. büyükbabası bir rahipti, ve de küçük patrick de hristiyan geleneklerine
göre yetiştirilmişti. daha blu çağında, tüyü bitmemiş bir delikanlıyken
kaçırılıp, irlanda'da köle olarak satıldı, fakat kaçmayı becererek kıta
avrupası'na geçti, ve de rahiplik eğitimini galya'da aldı. m.s. 431-432 gibi 1.
celestine tarafından misyoner psikopos olarak irlanda'ya atandı (bir iddiaya
göre patrick'e rüyasında irlanda'ya gitmesini ve ölene dek orada vaaz vermesini
söyleyen ak sakallı bir dede görünmüştür, ama bu efsane patrick'in ilk olarak
köle statüsünde gittiği - ve bu sebeple büyük ihtimalle hatıralarında pek iyi
bir yeri olmayan - irlanda'ya neden döndüğünü açıklamak için sonradan
uydurulmuş da olabilir elbet.) her neyse, sonuçta patrick irlanda'ya gitmiş ve
ölene dek bir daha da irlanda'yi terketmemiştir.
patrick irlanda'daki ilk hristiyan, hatta ilk
misyoner bile değildi, ancak kendisinden önce gelenlere göre çok daha başarılı
olduğu kesindir. hatta ve hatta, irlanda'da hristiyanlığı tek başına yaydı ve
kiliseyi kendi çabalarıyla kurdu desek, abartmış olmayız. kendisine tarihte
binbir çeşit mucize atfedilmiştir ama saint patrick'in hiçbir zaman böyle bir
iddiası olmamıştır. dürüst ve mütevazı bir adamdı bu patrick, yok denizleri
yararım, yok su üstünde yürürüm, yok suyu şaraba çeviririm, öyle iddiaları
yoktu merhumun.
tabii, asıl önemli olan, saint patrick'i anma günü
olan st patricks day'in (17 mart) nasıl olup da bugünkü püfür püfür içki ve
irlanda milliyetçiliği kokan festivale dönüştüğüdür.
bir kere şunu belirtmekte fayda var: amerika'daki
st. patricks day kutlamaları irlanda'dakinden oldukça farklıdır. irlanda'da st.
patrick's day çok daha saygın, sessiz, hürmetkar, öncelikle politik bir sembol
değil dini bir ikon olan saint patrick'e daha bir yakışir bir şekilde
kutlanmaktadır.
amerika'daki kutlamaların bugünkü halini almasının
sebepleri ise 19. yüzyıldaki sosyopolitik etkenlere dayanır (allahım, doktora
tezi gibi konuşmaya başladım...). bilirsiniz, o zamanlarda amerika'daki
irlandalılar pek sevilmez, 2. sınıf vatandaş muamelesi görürlerdi (aynen
zenciler gibi.) new england (kuzeydoğu amerika) bölgesinde yoğun olan irlandalı
göçmenler, "birlikten kuvvet doğar" fikriyle resmi geçitler, törenler
düzenlemeye, ve böylece düşmanlarına ve sevmeyenlerine (ki bunların arasında
orijinal ku klux klan de vardı) "bakın, biz sandığınız kadar az insan
değiliz, güçlüyüz, uğraşmayın bizimle" mesajı vermeye karar verdiler.
yılda bir yapılan bu tören, 1800'lerin sonuna doğru, irlanda'nin bağımsızlığını
kazanmasını isteyen (ama etnik olarak ırlandalı olmayan) amerikalıların da
katılımıyla iyice büyüdü, başbayağı popüler bir bayram havasına büründü. zaman
içerisinde irlanda'nin bağımsızlığı veya amerika'daki irlandalı göçmenlere
karşi ayrımcılık gibi konular güncelliğini yitirse de, bu bayram o derece
yaygınlaşmıştı ki, "hadi yeter artık, bırakalım içmeyi eğlenmeyi, paşa
paşa işlerimize gidelim" demediler, saint patrick'i bahane bilip st
patricks day'i bugün bildiğimiz sarhoşluk, leşlik, irlandaseverlik bayramı olarak
kutlamaya devam ettiler. onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevizine.
burada ifade etmeden geçemeyeceğim bir nokta da, st
patricks day'in temel olarak içki içerek kutlanan bir bayram haline dönüşmüş
olmasının müthiş derecede ironik olduğudur. zira saint patrick denen kişi
hayatında ağzına alkol sürmemiş, ve de irlanda'da rahiplik yaptığı yıllar
boyunca da karşılaştığı herkese alkolden uzak durmalarını salık vermiştir
(saint patrick'in irlandalılara viski yapmayı öğrettiği yönündeki efsaneler ve
dedikodular gerçeği yansıtmaz, onlar sadece bir takım medyanın ve güç odakların
pis iftiralarıdır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder