12 Aralık 2015 Cumartesi

I-90

amerika birleşik devletleri’ndeki en uzun interstate highway, tüm ülkedeki en bitmez tükenmez yoldur bugüne bugün sevgili i-90 (üstünde iki defa kaza yapmışlığım vardır, samimiyetimiz ondandır, yoksa yılışık bir yapının insanı değilim). eğer aşık veysel ömrünün sonbaharında, mahpiu luta’nın yurduna teşrif etse ve i-90’yi görse idi, inanıyorum ki, söyleyeceği şarkı "uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece" değil, "uzun ince bir yoldayım, gidiyo...allahım ne bitmez bir otoyoldur bu ya? seattle’dan bindim, 9 gündür aynı yoldayız anasını satayım. durdurun, inicem ben. öfff be, nasıl daraldım anlatamam.." şeklinde olurdu.

seattle’da atlantic avenue ile 4th avenue’nun kesiştiği köşeden, yani seattle mariners beyzbol takımının sahası olan safeco field’in giriş kapısının önünden başlar i-90 (tam o noktada ciddi bir kazık yemişliğim vardır, fakat sorsanız da anlatamam, utanırım), ve de boston havalimanına* giden yolun sapağına kadar ara vermeksizin devam eder (ki işin tuhafı, o havaalanında da kazıklanmıştım ben bir keresinde, temmuz ayında “dışarda yağmur yağıyor, şemsiyesiz çıkma” diyen adamdan 20 dolara bozuk şemsiye almıştım, çıktığımda günlük güneşlikti hava. allah allah…) eskiden i-90, boston’un merkezinde, i-93 ile kesiştiği noktada biterdi sessiz sedasız, hatta tam o noktada ebegümeci toplardık bir zamanlar. neyse, işte o havalimanı sapağından sonra aniden massachusetts 1a’e dönüşür i-90, ama sizin ruhunuz bile duymaz bu değişimi, “hey dostum, artık i-90 bitti, 1a’de gitmektesin, tamam mı ha, ne dersin?” diyen bir tabela yoktur zira yol kenarında. ne yolları, ne de yılları umursamaz, kayıtsızca yolculuğunuza devam edersiniz, yitip giden asfaltın iç yakan çığlıklarını duymazdan gelerek. duyarsızsınız, kabul edin.

adlarını saymaya fazlasıyla üşendiğim ama hepsi birbirinden nezih 13 eyaleti kateden otoyolumuz, tamı tamına 3112.82 mil, yani 5009.6 kilometre uzunluğundadır, ki bu da istanbul ve londra arasındaki mesafeden ben diyeyim 1000, siz diyin 1500 km. daha fazladır. i-90’nın tamamını katetmek gibi bir çılgınlığa kalkışsanız (kalkışırsanız beni de çağırın), koca ülkeyi – hatta kıtayı – bir uçtan diğer uca geçmekle kalmaz, aynı zamanda hiçbir yere sapmadan, aynı caddeyi takip ederek seattle, madison (wisconsin), chicago, toledo (ispanya’ya nasıl varmış bu otoyol, anlamadım), cleveland, buffalo, rochester, boston gibi kimi ilginç, kimi oldukça bayık (cleveland için “the mistake by the lake” dendiğini hiç duymadıysam 2 kere duydum) bir dizi amerikan şehrinin de göbeğinden geçmiş olursunuz. 26 değişik eyaletlerarası otoyol ile kesişir i-90, hatta i-94 denen (ve i-90’nin kuzeyinde kalan) otoyol ile farklı noktalarda 6 defa kesişerek hayli lüzumsuz bir rekor kırar. bir de cleveland şehir merkezi* civarında (başka hiçbir entryimde 3 defa cleveland yazmadim, bir daha da sözlüğe bu sözcüğü yazacağımı sanmam), şehrin ahalisi tarafından “dead man’s curve” (ölü adamın virajı) diye adlandırılan yaklaşık 90 derecelik bir viraj vardır ki, tüm medrano sirkinden ödünç alınmışçasına yanıp sönen trafik işaretlerine, “yavaşlamazsan garanti öleceksin” gibi sözünü sakınmayan uyarı tabelalarına rağmen, halen her yıl 5-10 insan bu virajda telef olmaktadırlar maalesef. lütfen i-90’ye çıkacak olursak şehir merkezlerinde daha dikkatli olalım, içimizdeki trafik canavarını dizginleyelim pls ltf tsk. şehir dışında o kadar dikkatli olmanıza gerek yok, hatta montana eyaletinde birkaç sene öncesine kadar hız sınırı bile yoktu, daha doğrusu kesin bir sayı ile ifade edilmiyordu bu sınır, sadece sürücülerin “makul ve ihtiyatlı” (reasonable and prudent) bir hızı aşmamaları tembihleniyordu. aşırı hızdan durdurulan veya ceza yiyen sürücüler, 270 km. hız yaparken yakalanmış olsalar bile*, mahkemede “makul ve ihtiyatlı” olduklarını kanıtlarlarsa cezai yaptırımdan kurtulabiliyorlardı. 1999 yılında ise içi geçmiş eyelet senatörleri hız sınırını saatte 75 mile indirdiler, tüm eğlencemizin içine limon sıktılar. 75 mil dedigin nedir ki? kemiksiz saatte 120 km.

i-90’nin birer parçası olan ve lake washington üzerinden seattle’ı mercer island’a bağlayan iki köprü de (“homer m. hadley memorial bridge” ve “lacey v. murrow memorial bridge”, kim olduklarını ben de bilmiyorum anısına köprü adanan bu şahısların) dünyanın en uzun 2. ve 5. yüzen köprüleri* oldukları için kayda değerdirler, anılmadan geçilmemelidirler. memelidirler.


bir de syracuse (new york) civarında i-90 üzerindeki 2 tabeladaki mesafeler sadece metrik sistem kullanılarak verilmiştir (“speed limit: 88 km./hr.” gibi), bu da amerika’da – kanada sınırına çok yaklaşmadığınız sürece - eşi benzerine rastlayamayacağınız bir tuhaflıktır. yalnız, geçen tatilimde tecrübe ederek öğrendim ki, gidip yerinde incelemek sandığınız kadar eğlenceli olmuyormuş bu tabelaları, özellikle türkiye’de yaşamış, bol bol metrik sistemli trafik işareti görmüş birisi için, bu şaşılası tabelalar hiç de heyecan verici değilmiş, onu anladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder