amerika
birleşik devletleri’ndeki en uzun interstate highway, tüm ülkedeki en bitmez
tükenmez yoldur bugüne bugün sevgili i-90 (üstünde iki defa kaza yapmışlığım
vardır, samimiyetimiz ondandır, yoksa yılışık bir yapının insanı değilim). eğer
aşık veysel ömrünün sonbaharında, mahpiu luta’nın yurduna teşrif etse ve
i-90’yi görse idi, inanıyorum ki, söyleyeceği şarkı "uzun ince bir
yoldayım gidiyorum gündüz gece" değil, "uzun ince bir yoldayım,
gidiyo...allahım ne bitmez bir otoyoldur bu ya? seattle’dan bindim, 9 gündür
aynı yoldayız anasını satayım. durdurun, inicem ben. öfff be, nasıl daraldım
anlatamam.." şeklinde olurdu.
seattle’da
atlantic avenue ile 4th avenue’nun kesiştiği köşeden, yani seattle mariners
beyzbol takımının sahası olan safeco field’in giriş kapısının önünden başlar
i-90 (tam o noktada ciddi bir kazık yemişliğim vardır, fakat sorsanız da
anlatamam, utanırım), ve de boston havalimanına* giden yolun sapağına kadar ara
vermeksizin devam eder (ki işin tuhafı, o havaalanında da kazıklanmıştım ben
bir keresinde, temmuz ayında “dışarda yağmur yağıyor, şemsiyesiz çıkma” diyen
adamdan 20 dolara bozuk şemsiye almıştım, çıktığımda günlük güneşlikti hava.
allah allah…) eskiden i-90, boston’un merkezinde, i-93 ile kesiştiği noktada
biterdi sessiz sedasız, hatta tam o noktada ebegümeci toplardık bir zamanlar.
neyse, işte o havalimanı sapağından sonra aniden massachusetts 1a’e dönüşür
i-90, ama sizin ruhunuz bile duymaz bu değişimi, “hey dostum, artık i-90 bitti,
1a’de gitmektesin, tamam mı ha, ne dersin?” diyen bir tabela yoktur zira yol
kenarında. ne yolları, ne de yılları umursamaz, kayıtsızca yolculuğunuza devam
edersiniz, yitip giden asfaltın iç yakan çığlıklarını duymazdan gelerek.
duyarsızsınız, kabul edin.
adlarını
saymaya fazlasıyla üşendiğim ama hepsi birbirinden nezih 13 eyaleti kateden
otoyolumuz, tamı tamına 3112.82 mil, yani 5009.6 kilometre uzunluğundadır, ki
bu da istanbul ve londra arasındaki mesafeden ben diyeyim 1000, siz diyin 1500
km. daha fazladır. i-90’nın tamamını katetmek gibi bir çılgınlığa kalkışsanız
(kalkışırsanız beni de çağırın), koca ülkeyi – hatta kıtayı – bir uçtan diğer
uca geçmekle kalmaz, aynı zamanda hiçbir yere sapmadan, aynı caddeyi takip ederek
seattle, madison (wisconsin), chicago, toledo (ispanya’ya nasıl varmış bu
otoyol, anlamadım), cleveland, buffalo, rochester, boston gibi kimi ilginç,
kimi oldukça bayık (cleveland için “the mistake by the lake” dendiğini hiç
duymadıysam 2 kere duydum) bir dizi amerikan şehrinin de göbeğinden geçmiş
olursunuz. 26 değişik eyaletlerarası otoyol ile kesişir i-90, hatta i-94 denen
(ve i-90’nin kuzeyinde kalan) otoyol ile farklı noktalarda 6 defa kesişerek
hayli lüzumsuz bir rekor kırar. bir de cleveland şehir merkezi* civarında
(başka hiçbir entryimde 3 defa cleveland yazmadim, bir daha da sözlüğe bu
sözcüğü yazacağımı sanmam), şehrin ahalisi tarafından “dead man’s curve” (ölü
adamın virajı) diye adlandırılan yaklaşık 90 derecelik bir viraj vardır ki, tüm
medrano sirkinden ödünç alınmışçasına yanıp sönen trafik işaretlerine,
“yavaşlamazsan garanti öleceksin” gibi sözünü sakınmayan uyarı tabelalarına
rağmen, halen her yıl 5-10 insan bu virajda telef olmaktadırlar maalesef.
lütfen i-90’ye çıkacak olursak şehir merkezlerinde daha dikkatli olalım,
içimizdeki trafik canavarını dizginleyelim pls ltf tsk. şehir dışında o kadar
dikkatli olmanıza gerek yok, hatta montana eyaletinde birkaç sene öncesine
kadar hız sınırı bile yoktu, daha doğrusu kesin bir sayı ile ifade edilmiyordu
bu sınır, sadece sürücülerin “makul ve ihtiyatlı” (reasonable and prudent) bir
hızı aşmamaları tembihleniyordu. aşırı hızdan durdurulan veya ceza yiyen
sürücüler, 270 km. hız yaparken yakalanmış olsalar bile*, mahkemede “makul ve
ihtiyatlı” olduklarını kanıtlarlarsa cezai yaptırımdan kurtulabiliyorlardı.
1999 yılında ise içi geçmiş eyelet senatörleri hız sınırını saatte 75 mile
indirdiler, tüm eğlencemizin içine limon sıktılar. 75 mil dedigin nedir ki?
kemiksiz saatte 120 km.
i-90’nin
birer parçası olan ve lake washington üzerinden seattle’ı mercer island’a
bağlayan iki köprü de (“homer m. hadley memorial bridge” ve “lacey v. murrow
memorial bridge”, kim olduklarını ben de bilmiyorum anısına köprü adanan bu
şahısların) dünyanın en uzun 2. ve 5. yüzen köprüleri* oldukları için kayda
değerdirler, anılmadan geçilmemelidirler. memelidirler.
bir de
syracuse (new york) civarında i-90 üzerindeki 2 tabeladaki mesafeler sadece
metrik sistem kullanılarak verilmiştir (“speed limit: 88 km./hr.” gibi), bu da
amerika’da – kanada sınırına çok yaklaşmadığınız sürece - eşi benzerine
rastlayamayacağınız bir tuhaflıktır. yalnız, geçen tatilimde tecrübe ederek
öğrendim ki, gidip yerinde incelemek sandığınız kadar eğlenceli olmuyormuş bu
tabelaları, özellikle türkiye’de yaşamış, bol bol metrik sistemli trafik
işareti görmüş birisi için, bu şaşılası tabelalar hiç de heyecan verici
değilmiş, onu anladım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder