1984 yılında
daniel kahneman ve amos trevsky tarafından yapılmış, ve de ekonomi biliminin
temel taşlarından olan "rasyonel karar teorisi"ne (rational decision
theory) okkalı bir tokat atmış olan psikoloji deneyinin adıdır. bu deneyin
içeriği hepimizin akıl edebileceği kadar basit (bu da "ne var ki monet'de,
ben de gözlerimi kısıp böyle resim yaparım" demek gibi oldu...neyse), ama
sonuçları açısından da beklenmedik derecede aydınlatıcı ve şaşırtıcıdır.
insanların karar verme mekanizmaları konusunda çok ilginç bir tutarsızlığı şu
yüzüne çıkartmıştır.
kısaca deneyi
anlatmak gerekirse: küçük bir kasabada "sağlık il müdürü" görevini de
gören bir doktor olduğunuzu düşünün. bir gün, yeni bir salgın hastalığınızın
şehrinize yaklaşmakta olduğunu haber alıyorsunuz ("asian disease"
ismi buradan geliyor, neden "asian" olduğunu bilmiyorum ama ya
öylesine bir seçim, ya da bir tür orientalism herhalde. fesat olmamak lazım.)
konuyla ilgilenen uzmanlar, bu hastalığın 600 kışiyi öldürmesinin beklendiğini
söylüyorlar, ve de önünüze salgınla mücadele etmek için 2 seçenek koyuyorlar.
sizin göreviniz bunlardan birini seçmek:
a programını
seçerseniz, 200 kışi kesin olarak kurtulacak.
b programını
seçerseniz, 1/3 ihtimalle herkes (600 kişi) kurtulacak, ama 2/3 ihtimalle kimse
kurtarılamayacak.
(kıvrak
zekalı sözlük yazarları, "beklenen değer"in her iki durumda da 200
kişinin kurtulması olduğunu farkettiler sanırım.)
soru bu
şekilde sorulduğunda, deneklerin (ki hepsi tecrübeli pratisyen doktorlar
arasından seçilmiş )%72'sı "a" programını tercih etmiş (200 kişinin
kesin kurtulmasını), %28'i de daha riskli olan "b" programını tercih
etmişler.
"eee, ne
var bunda? insanlar kesinkes 200 kişiyi kurtarmayı 1/3 ihtimalle herkesi
kurtarıp 2/3 ihtimalle kimseyi kurtarmamaya tercih edebilirler, insanlık hali,
riskten kaçan yaratıklarız sonuçta, bunu da daha önce yüzlerce deney kanıtladı
zaten, niye vaktimizi boşuna harcıyorsun?" dediğinizi duyar gibi oluyorum.
deney burada bitse, yine önemli olurdu, ama risk severlik konusunda yapılmış yüzlerce
deneyden farkı olmazdı. deney burada bitmiyor, hatta heyecanlı kısmı daha yeni
başliyor (merakınızı cezbetmek için yaptığım şaklabanlıkları mazur görün
lütfen):
kahneman ve
trevsky aynı deneyi farklı deneklerle (yine hepsi pratisyen doktorlar arasından
seçiliyor tabii) tekrarlıyorlar, ancak bir farkla: soruda "kurtarmak"
sözcüğü yerine "ölmek" sözcüğünü kullanıyorlar. deneklere şöyle
diyorlar:
(aynı
senaryo, asyadan gelen veba, falan feşmekan)
c programını
seçerseniz, 400 kişi ölecek.
d - programını
seçerseniz, 1/3 ihtimalle kimse ölmeyecek, 2/3 ihtimalle herkes ölecek.
bu durumda
deneklerin %78'i d programını, %22'si c programını tercih ediyor.
dikkat
ederseniz, a ve c programları tıpatip aynı. b ve d programları da tıpatıp aynı
aslında. a'nın c'den, b'nin d'den tek farkı, "ölmek" yerine
"kurtulmak" sözcüklerinin kullanılması. yani görülüyor ki, insanlar
"kurtulmak"tan bahsedince çok daha "risk averse" (risk
sevmez?), "ölmek"'ten bahsedilince çok daha "risk sever"
oluyorlar, programlar arasında en ufak bir fark olmamasına rağmen. a/c
programını destekleyenler "kurtulma"nın yerini "ölmek"
alınca %72'den %22'ye düşuyor, b/d'yi seçenler ise %28'den %78'e çıkıyor.
sorunun pozitif ("kurtarmak") ya da negatif ("ölmek")
terimlerle ifade edilmesine bağlı olarak tercihler tamamıyla tepetaklak oluyor!
bundan
çıkarımımız ne olmalı? önemli toplumsal, sosyal, siyasal kararların ne derece
seçeneklerin sunuluş şekline bağlı olduğu mu? insanların "rasyonel"
seçimlerinin ne derece manipülasyona açık olduğu mu? (mesela televizyon
kanallarının birkaç medya grubunun elinde toplanmasının siyasal ve toplumsal
düzenimize ne gibi etkileri olduğu konusunda korkulara, paranoyalara sevk
etmeli mi bu deney bizi?)
bunlar beni
aşan konular, deneyin implikasyonlarını, bize öğrettiklerini düşünenler
düşünmüş, bu konudaki çalışmalarıyla da 2002 yılında nobel ekonomi ödülünü
almışlar zaten, bana mı kaldı elalemin 20 yıllık deneylerinden toplumsal
sonuçlar, bir takım sosyal dersler çıkartmak? fazlasıyla uzattım zaten, karnım
da aç, siz hala benden fikri analizler bekliyorsunuz, olacak iş mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder