aramızdan ayrıldığı güne kadar stalin'i savunmaya
devam etmiş iflah olmaz bir stalinist olan lillian helman, kendisi gibi sıkı
bir solcu kimliğine sahip, fakat kendisinin aksine anti-stalinist görüşleri
savunan meslektaşı mary mccarthy ile hayatı boyunca didişmiştir. troçkist mary
mccarthy de, lillian hellman gibi zamanının en önemli kadın yazar ve
eleştirmenlerinden biriydi, fakat ikisi de - spaghetti western filmlerindeki
"bu kasaba ikimize dar" repliğini andıran bir vaziyet sonucu -
makalelerinden, oyunlarından, eleştirilerinden çok birbirleriyle olan
kavgaları, atışmaları, uysun uymasın her ortamda birbirlerine laf
sokuşturmaları ile ünlü olmuşlardır (anglo-amerikan edebiyat dünyasına o
zamanlar iki güçlü kadın sesi fazla mı gelmiş nedir?) keza bugün de öncelikle 30
yıllık münakaşalarıyla hatırlarız onları, aklımıza geldikleri ender zamanlarda
isimlerini beraber anarız. öyle ki, bu efsanevi düşmanlık "contentious
minds: the mary mccarthy/lillian hellman affair" isimli bir tiyatro
oyununa ilham kaynağı bile olmuştur (ben seyretmedim, filmi çevrilince
seyredeceğim ama.)
bu otuz yıl savaşları'ndan günümüze ulaşan, bizlere
miras kalan ise çok hoş bir özlü söz, pek neşeli bir ayar klasiğidir: 18 ekim
1979 tarihinde mary mccarthy pbs'de yayınlanan "the dick çavett show"
isimli edebiyat ağırlıklı söylesi programına çıkar, ve de söz tabii ki dönüp
dolaşıp lillian hellman ile ne alıp veremediği olduğuna gelir. ve de mary
mccarthy şu unutulmaz cümleyi sarfeder: ""every word she writes is a
lie, ıncluding 'and' and 'the.'" ("o kadının yazdığı her sözcük
yalandır, "ve" ve "o" dahil olmak üzere.")
bunun üzerine hellman hem mary mccarthy'e, hem de
pbs televizyonuna kendisine hakaret edildiği ve iftira atıldığı iddiasıyla dava
açar. edebiyat dünyasını ikiye bölen bu dava (evet, çok fuzuli işlerle
uğraşıyorlarmış gerçekten, gerçi "şimdi daha mı anlamlı işlerle
uğraşıyorlar edebiyat eleştirmenleri?" diye soracak olursanız verecek
cevap bulamam, gözlerimi kaçırırım, ayaklarımı birbirine sürterim, konuyu
değiştiririm, parantezi kapatırım.) 5 yıl kadar devam etti, entel sofralarına
çerez oldu; netekim lillian hellman'ın 1984'te ebediyete intikal etmesi
sonucunda (bkz: to meet marx) dava da sonuçlanamadan düştü maalesef. zaten mary
maccarthy de 5 yıl sonra (1989) - etrafta didişecek, ayar maratonlarına
girişecek kimse bulamadığından olsa gerek - lillian hellman'ın yanına göçtü
gitti.
şahsi kanaatim, cehennemin sadece çok ama boş
konuşan entelektüellere ayrılmış 13. katında (bkz: dantes inferno) birbirlerine
laf atmaya, "lillian'in yüzündeki çizgiler grand canyon'dan derin",
"mary mal mal sırıtmasa daha iyi olacak, zira dişleri hardal rengi"
şeklinde didişmeye devam ettikleridir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder