16 Aralık 2015 Çarşamba

Lillian Hellman

aramızdan ayrıldığı güne kadar stalin'i savunmaya devam etmiş iflah olmaz bir stalinist olan lillian helman, kendisi gibi sıkı bir solcu kimliğine sahip, fakat kendisinin aksine anti-stalinist görüşleri savunan meslektaşı mary mccarthy ile hayatı boyunca didişmiştir. troçkist mary mccarthy de, lillian hellman gibi zamanının en önemli kadın yazar ve eleştirmenlerinden biriydi, fakat ikisi de - spaghetti western filmlerindeki "bu kasaba ikimize dar" repliğini andıran bir vaziyet sonucu - makalelerinden, oyunlarından, eleştirilerinden çok birbirleriyle olan kavgaları, atışmaları, uysun uymasın her ortamda birbirlerine laf sokuşturmaları ile ünlü olmuşlardır (anglo-amerikan edebiyat dünyasına o zamanlar iki güçlü kadın sesi fazla mı gelmiş nedir?) keza bugün de öncelikle 30 yıllık münakaşalarıyla hatırlarız onları, aklımıza geldikleri ender zamanlarda isimlerini beraber anarız. öyle ki, bu efsanevi düşmanlık "contentious minds: the mary mccarthy/lillian hellman affair" isimli bir tiyatro oyununa ilham kaynağı bile olmuştur (ben seyretmedim, filmi çevrilince seyredeceğim ama.)

bu otuz yıl savaşları'ndan günümüze ulaşan, bizlere miras kalan ise çok hoş bir özlü söz, pek neşeli bir ayar klasiğidir: 18 ekim 1979 tarihinde mary mccarthy pbs'de yayınlanan "the dick çavett show" isimli edebiyat ağırlıklı söylesi programına çıkar, ve de söz tabii ki dönüp dolaşıp lillian hellman ile ne alıp veremediği olduğuna gelir. ve de mary mccarthy şu unutulmaz cümleyi sarfeder: ""every word she writes is a lie, ıncluding 'and' and 'the.'" ("o kadının yazdığı her sözcük yalandır, "ve" ve "o" dahil olmak üzere.")

bunun üzerine hellman hem mary mccarthy'e, hem de pbs televizyonuna kendisine hakaret edildiği ve iftira atıldığı iddiasıyla dava açar. edebiyat dünyasını ikiye bölen bu dava (evet, çok fuzuli işlerle uğraşıyorlarmış gerçekten, gerçi "şimdi daha mı anlamlı işlerle uğraşıyorlar edebiyat eleştirmenleri?" diye soracak olursanız verecek cevap bulamam, gözlerimi kaçırırım, ayaklarımı birbirine sürterim, konuyu değiştiririm, parantezi kapatırım.) 5 yıl kadar devam etti, entel sofralarına çerez oldu; netekim lillian hellman'ın 1984'te ebediyete intikal etmesi sonucunda (bkz: to meet marx) dava da sonuçlanamadan düştü maalesef. zaten mary maccarthy de 5 yıl sonra (1989) - etrafta didişecek, ayar maratonlarına girişecek kimse bulamadığından olsa gerek - lillian hellman'ın yanına göçtü gitti.


şahsi kanaatim, cehennemin sadece çok ama boş konuşan entelektüellere ayrılmış 13. katında (bkz: dantes inferno) birbirlerine laf atmaya, "lillian'in yüzündeki çizgiler grand canyon'dan derin", "mary mal mal sırıtmasa daha iyi olacak, zira dişleri hardal rengi" şeklinde didişmeye devam ettikleridir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder