12 Aralık 2015 Cumartesi

Blue blood

avrupa'nın asilzade sınıfına verilen bu takma ismin kaynağı ne halk tarafından farklı bir ırk olduklarının ve kanlarının gerçekten mavi aktığının düşünülmesi; ne de soyluların beyaz tenleri sebebiyle kollarındaki yüzeye yakın damarların mavi mavi gözükmesi, ve güneş altında tarlada çalışan yanık tenli halkla tezat yaratmalarıdır (ama bu terimin doğuşunun mavi damarlarla bir ilgisi vardır gerçekten.) soyu kraliçe isabella ve kral 2. ferdinand'a kadar dayanan bir asilzade olarak, işin aslını siz sevgili sözlükçülerle paylaşmak isterim:


bildiğiniz gibi, ispanya yaklaşık 500 yıl boyunca endülüs emevileri'nın egemenliğindeydi. ve takdir edersiniz ki, bu emevi hükümdar sınıfı, kendilerine tabii olan ispanyol aristokratlar (daha doğrusu kastilyalıydılar, zira daha ispanya krallığı kurulmamıştı) tarafından pek de sevilmiyorlardı. işte bu yerel soylular, kendilerini emevi hükümdarlarından ve soylularından ayırt etmek için bu takma ismi şeçtiler, ve kendilerine "sangreazùl" (yani "blue blood", yanı "mavi kan") diye hitap etmeye başladılar. peki, niçin "sangreazùl"? biliyorsunuz, emeviler arabistan kökenli, ve dolayısıyla, koyu tenli bir ırktılar, ve ispanyol aristokrasisi bu sarkastik takma isim ile, tenlerinin ne kadar beyaz olduğunu vurgulamayı (ne kadar beyaz? "mavi damarlarımızın görünebileceği kadar" - mübalağa yani), ve dolayısıyla, emevilerin beyaz olmadıklarının - "kara kuru araplar" olduklarının - altını çizmeyi amaçlıyorlardı. yanı anlayacağınız, bu takma ismin seçilmesinin amaçc, üstü kapalı bir şekilde ırkçılık yapmak, emevilerin tenlerinin rengiyle inceden inceye dalga geçmekti . (utandım şimdi soylu atalarımdan, şatomda bu gece düzenleyeceğim maskeli baloyu iptal edesim var neredeyse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder