19. yüzyılda yaşamış alman asıllı avustralyalı
zoolog, doğabilimci ve kurator. (iyice banal olayım: doğum yılı 1830 - ölüm
yılı 1881)
"tarihe adını - bırakın altın harfleri - kurşun
kalemle bile yazdıramamış, böylesine marjinal, sıradan, önemsiz bir karakterin
kutsal bilgi kaynağımızda ne işi var?" sorusu aklınızdan geçiyorsa, bay
krefft'in sözlüğümüzün* baş köşesine oturmayı hak ettiğine sizleri inandırmak
için sizlere sayın krefft'in şu iki akıl almaz anekdotunu, şu absürt
icraatlarını aktarmak isterim:
bay krefft, doğabilimci ve zoolog kimliğiyle 1857
yılında avustralya'nın "kuzey victoria" bölgesinde araştırmalar
yaparken - daha sonra "domuz ayaklı bandicoot olarak adlandırılan - ve o
güne kadar hiç görülmemiş bir hayvan yakalamış (daha doğrusu, biri dişi biri
erkek olmak üzere iki tane yakalamış.) yeni bir hayvan cinsi keşfetmiş olmanın
bilinci ve heyecanıyla dönüş yolculuğuna hazırlanırken erzağının tükenmeye yüz
tuttuğunu fark eden krefft, "eeh, nasıl olsa daha çok vardır bunlardan,
gelir yine buluruz" diyerek, bir bilimadamından asla beklemeyeceğiniz -
benim havsalamın hala alamadığı - bir karar vermiş, ve de "domuz ayaklı
bandicoot"ların ikisini de (kızartıp) afiyetle yemiş. daha sonra
anlaşılmış ki, bu iki zavallı hayvan türlerinin son örnekleriymiş, ve de krefft
açlığına yenik düşerek nesillerinin tükenmesine sebebiyet vermiş.
"bir canlı türünün neslini tüketen ilk
bilimadamı" ünvanını ele geçirmekle yetinmeyen sevgili gerard, keşif
gezisinden döndükten sonra zooloji alanındaki çalışmalarına bir süre ara vererek
sidney'deki "avustralya müzesi"'nde yardımcı kurator olarak görev
almış. 4 yıl sonra aynı müzede müdürlük makamına yükselen krefft, bu görevi 12
yıl kadar sürdürdükten sonra bu saygın müzeden (ve avustralya'dan) kovulmuş.
niçin mi? çünkü müdürlük maaşıyla yetinmek istemeyen sayın krefft'in, ek iş
olarak müze müşterilerine pornografik kartpostal satıcılığı yaptığı ortaya
çıkmış (kesinlikle uydurmuyorum). adamdan insanlık ve bilim adına utanma
hissiyatıyla, kendisine hayranlık besleme duyguları arasında gidip gelmekteyim,
zihnimi bu ikilemden uzaklaştırmak için izninizle pornografik kartpostal
koleksiyonuma yöneliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder