16 Aralık 2015 Çarşamba

Gerard Krefft

19. yüzyılda yaşamış alman asıllı avustralyalı zoolog, doğabilimci ve kurator. (iyice banal olayım: doğum yılı 1830 - ölüm yılı 1881)

"tarihe adını - bırakın altın harfleri - kurşun kalemle bile yazdıramamış, böylesine marjinal, sıradan, önemsiz bir karakterin kutsal bilgi kaynağımızda ne işi var?" sorusu aklınızdan geçiyorsa, bay krefft'in sözlüğümüzün* baş köşesine oturmayı hak ettiğine sizleri inandırmak için sizlere sayın krefft'in şu iki akıl almaz anekdotunu, şu absürt icraatlarını aktarmak isterim:

bay krefft, doğabilimci ve zoolog kimliğiyle 1857 yılında avustralya'nın "kuzey victoria" bölgesinde araştırmalar yaparken - daha sonra "domuz ayaklı bandicoot olarak adlandırılan - ve o güne kadar hiç görülmemiş bir hayvan yakalamış (daha doğrusu, biri dişi biri erkek olmak üzere iki tane yakalamış.) yeni bir hayvan cinsi keşfetmiş olmanın bilinci ve heyecanıyla dönüş yolculuğuna hazırlanırken erzağının tükenmeye yüz tuttuğunu fark eden krefft, "eeh, nasıl olsa daha çok vardır bunlardan, gelir yine buluruz" diyerek, bir bilimadamından asla beklemeyeceğiniz - benim havsalamın hala alamadığı - bir karar vermiş, ve de "domuz ayaklı bandicoot"ların ikisini de (kızartıp) afiyetle yemiş. daha sonra anlaşılmış ki, bu iki zavallı hayvan türlerinin son örnekleriymiş, ve de krefft açlığına yenik düşerek nesillerinin tükenmesine sebebiyet vermiş.

"bir canlı türünün neslini tüketen ilk bilimadamı" ünvanını ele geçirmekle yetinmeyen sevgili gerard, keşif gezisinden döndükten sonra zooloji alanındaki çalışmalarına bir süre ara vererek sidney'deki "avustralya müzesi"'nde yardımcı kurator olarak görev almış. 4 yıl sonra aynı müzede müdürlük makamına yükselen krefft, bu görevi 12 yıl kadar sürdürdükten sonra bu saygın müzeden (ve avustralya'dan) kovulmuş. niçin mi? çünkü müdürlük maaşıyla yetinmek istemeyen sayın krefft'in, ek iş olarak müze müşterilerine pornografik kartpostal satıcılığı yaptığı ortaya çıkmış (kesinlikle uydurmuyorum). adamdan insanlık ve bilim adına utanma hissiyatıyla, kendisine hayranlık besleme duyguları arasında gidip gelmekteyim, zihnimi bu ikilemden uzaklaştırmak için izninizle pornografik kartpostal koleksiyonuma yöneliyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder