26 Aralık 2015 Cumartesi

Georg Wilhelm Friedrich Hegel

avrupa-merkezci filozof. günah mı, değil. hegel felsefesini fosseptik çukuruna göndermemize sebep olur mu, olmaz. 19.yy'da alman entelektüel seçkini olup, avrupa'yı herşeyin merkezinde görmek şaşırtıcı mı, hiç değil. fikri arızaları niye tefrik edemeyiz bilmem. mesele, hegel figürünün ne tür iktidar teknolojilerine hizmet etmiş, hangi entelektüel üretim alanında ortaya çıktığını akılda tutarak düşünmek.

kendisinin dönemin sömürgeci-protestan entelektüel üretim alanı içerisinde kurulmuş akademik habitus'unu deşmek, hegelcilerin kutsalına küfür oluyor galiba. e adam böyle inşa edilmiş baba? avrupalı-emperyalist zihniyetin içinden tefekkür eylediğini, bin türlü metafizik dereden su taşıyarak inkar mı edelim? etmeyelim ki, ne diyor, daha iyi anlayalım. çarhıma da germeyelim, başına hale de kondurmayalım.

...

avrupa sömürgeciliğinin beyaz-olmayan topluluklarla ilişkisinin kapitalistleşmeye yeni başladığı bir dönemde yazar adamımız. ama almanların ciddi bir sömürge gücü sahibi olmadığı bir dönemdir aynı zamanda, hegel sömürgeci dispositif'in içinden, kendini sınırda bırakabilerek, gözlemler. afrika'daki 1884-1896 arası alman sömürgelerinin prügelpolitik'i (dayak politikası) henüz ortada yoktur.

hegel için "kara adam", "afrikalı", "kindernation" mensubudur: siyahlar çocuksu uluslara ait kimselerdir, düşünümsel olamazlar ve eylemlerine ahlaki anlamlar veremeyecek kadar ilkeldirler:

"die neger sind als eine aus ihrer uninteressirten und interesselosen unbefangenheit nicht heraustretende kindernation zu fassen. sie werden verkauft und lassen sich verkaufen, ohne alle reflexion daraber, ob diess recht ist oder nicht. ihre religion hat etwas kinderhaftes. das hohere, welches sie empfinden, halten sie nicht fest; dasselbe geht ihnen nur flüchtig durch den kopf..."[1]

bunların dinleri de çocuksudur. bazı yüksek değerlere vakıf olabilirler ama bunları soyutlamalar halinde sabitleyemezler. bunu beceremedikleri için fetişler üretirler, buna yaklaşmak adına. tanrılar icat ederler, ama işlerine yaramaz hale gelince bunları bir kenara da atabilirler (çok kral iş lan aslında). bu siyah abiler eğitilebiliyorlar hegel'e göre, ama sağları solları belli olmuyor, "en korkunç, ürkütücü" şeyler de yapabiliyorlar. ki, "kültüre doğru eğilim" sahibi olmadıkları için, eğitilmeleri, eğitimlerinin kalıcı etkileri olması da zor. durum böyle olunca, bir başka hegelci erdeme de haiz olamıyorlar: ilerleyemiyorlar.

beyaz olmayan milletlerin inançları hakkındaki bu varsayımlar, elbette ki, kurumsal olarak amerika kıtasındaki ispanyol yayılması sırasında katolik kilisesi'nin tartışmalarına, oradan felsefeye bulaşıyor.

hegel bu incelemelerini "geographische grundlage der weltgeschichte"de genişletmiş (vorlesungen über die philosophie der geschichte başlıklı çalışmasında, "tarih felsefesi üzerine dersler") . tanrı ve yasa gibi nesnelliklerin bilincine sahip olmayan siyah adam, hegel'e göre, "doğal adam"dır, yani vahşi ortamda yaşayan, evcilleştirilebilir olmayan. ki dini de buna delalet eder: büyüden ibarettir ve herşeye kadir bir tanrı kavramından mahrum kalmıştır bu din.[2] idolünü siyah adam kontrol eder; esirgeyen tanrı, bağışlayan tanrı soyutlamasına ulaşamaz, teslim olamaz. insanın üstünde bir değer kabul edilmeyince de, yamyamlık da yapılır, katliam da, hegel'e göre.

ama bir nüans katar hegel: siyahlar, diğer vahşi halklarla karşılaştırıldığında, modern kölelik kurumunun ilerici etkileri sayesinde, kulturmenschen haline getirilebilmişlerdir. kiliseler kurmuşlar, rahipler çıkarmışlar, okuma-yazma öğrenmişler. öte yandan ispanyollar ve diğerleri amerika'da yerlilere yüksek batı kültürü götürdüklerinde bu vahşiler bir tek alkolizmi kapmışlar:

"die schwache des amerikanischen naturells war ein hauptgrund dazu, die neger nach amerika zu bringen, um durch deren krifte die arbeiten verrichten zu lassen; denn die neger sind weit empfanglicher fur europaische cultur, als die indianer, und ein englischer reisender hat beispiele angefuhrt, dass neger geschickte geistliche, aerzte u. s. w. geworden sind (ein neger hat zuerst die anwendung der chinarinde gefunden), wahrend ihm nur ein einziger eingeborner bekannt ist, der es dahin brachte, zu studiren, aber bald am uebergenusse des branntweins gestorben war."[3]

işte zurna zırt diyor: hrıstiyan olabilen siyah, kültür adamı olabilmiştir! tarihötesinden, dünya tinini yakalayarak, tarihin içine girebilmiştir.

bunun karşısında, güney amerika'nın "ilkellerinin" durumunu ümitsiz görür. bu coğrafyada "hayvanlar bile insanlar gibi aşağılık bir durumdadır", yerlilerin duruşları bile bozuktur, hrıstiyanlığı öğrenemezler, çocuk gibidirler. hatta, ispanyol kanı taşıyan melezler (creoleler), soylu ve üstün ispanyol karakterinden zerre etkilenmemiş gözükürler, ilkel atalarının töresini sürdürmeyi tercih ederler.

...

velhasıl, avrupalı, yüksek protestan ahlağı ile, hegel'e göre, kölelik denen o sevimsiz kurumu ilga edebilir, köle ile kurduğu ilişki avrupalıyı özgürleştirebilir. lakin hrıstiyan olamadığı müddetçe, özgürleşen kölenin çocukluk hastalığından kurtulması, tarihe dahil olması, mümkün gözükmüyor hegel'in gözüne. belli özelliklere sahip insanlar evrenselliğe temas edebilir, belli özelliklere sahip olanlar için durum ümitsizdir.

zira nedir, felsefenin tarihi de, tarih felsefesi de, bize benzeyen insanların fikirleri hakkında olmalıdır. buradan hegel'i lanetleyici bir ders değil, bu fikir üretim biçiminin (metateorik ayrıntıları ne kadar seksi olursa olsun) yapısal koşullarını, değişimini anlayabileceğimiz bir ders çıkarmak lazım. ya da şöyle bitireyim, benim kafam tarihsel-sosyolojik çalışıyor, felsefe ile hasbi tefekkür ilişkisi kuramıyorum, o yüzden hegelciler darılmasın.

...

[1] samtliche werke, der. hermann glockner (stuttgart: fromann, 1927), x, 73-74.
[2] aynı derleme, xi, 138-139.

[3] xi, 123-124.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder